<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>..::TARİH::..</title>
        <description></description>
        <link>http://tarihcetarih.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sat, 07 Nov 2009 20:32:32 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Atatürk&amp;#8217;ün Fikir Sofrası</title>
            <link>http://tarihcetarih.blogcu.com/ataturk-un-fikir-sofrasi_27357261.html</link>
            <guid>http://tarihcetarih.blogcu.com/ataturk-un-fikir-sofrasi_27357261.html</guid> 
            <description>&lt;b&gt;&amp;nbsp;KİTABIN     YAZARI İsmet BOZDAĞ &lt;/b&gt; &lt;i&gt;YAYINEVİ VE     ADRESİ Tekin Yayınevi BASIM     TARİHİ  1999 KİTABIN     YAYIM MAKSADI  Atat&amp;uuml;rk&amp;rsquo;&amp;uuml;n akşam     sofrasının temel &lt;b&gt;felsefesi&lt;/b&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt; &lt;b&gt;KİTABIN &lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;b&gt;&amp;Ouml;ZETİ :&lt;/b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt; Atat&amp;uuml;rk de, bildiğimiz bizim gibi bir insandı. Bir &amp;ccedil;ok kişisel &amp;ouml;zellikleri vardı. İnsan ilişkilerinde nasıl davranırdı? Neyi sever, neye &amp;ouml;fkelenir,nasıl d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;rd&amp;uuml;? G&amp;uuml;nl&amp;uuml;k hayatı nasıldı,ka&amp;ccedil; saat uyur,ka&amp;ccedil; saat &amp;ccedil;alışırdı? Fikirlerini uygularken kullandığı metodlar nelerdi? gibi bir &amp;ccedil;ok sorular aklımıza gelebilir. Bu kitapta da bunların dışında ATAT&amp;Uuml;RK&amp;rsquo;&amp;uuml;n sofralarından, verdiği eğlencelerinden, toplantılarından bahsedilmiştir.</description>
            <pubDate>Tue, 28 Oct 2008 18:47:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Mustafa Kemal Atatük&amp;#8217;ün Liderlik Sırları</title>
            <link>http://tarihcetarih.blogcu.com/mustafa-kemal-atatuk-un-liderlik-sirlari_27357131.html</link>
            <guid>http://tarihcetarih.blogcu.com/mustafa-kemal-atatuk-un-liderlik-sirlari_27357131.html</guid> 
            <description>&lt;b&gt;&lt;i&gt;Mustafa Kemal     Atat&amp;uuml;k&amp;rsquo;&amp;uuml;n Liderlik Sırları&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;KİTABIN YAZARI Adnan Nur BAYKAL&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; YAYIN EVİ VE     ADRESİ BASIM TARİHİ Nisan 1999 &lt;b&gt;&lt;i&gt;KİTABIN YAYIM     MAKSADI &lt;/i&gt;&lt;/b&gt;Y&amp;ouml;neticiler     i&amp;ccedil;in yeni bir bakış.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;KİTABIN &amp;Ouml;ZETİ :&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Son yıllarda T&amp;uuml;rkiye ve d&amp;uuml;nyada y&amp;ouml;neticilik konusunda &amp;ccedil;ok farklı tezler, kitaplar, uygulamalar ve teknikler ortaya &amp;ccedil;ıkmıştır. Bu teknikler ve incelenen kitaplar genel olarak bakıldığında y&amp;ouml;netici konumundaki kişilere bir y&amp;ouml;ntem anlatabilmektedir. Fakat bu kitaplar genellikle iş d&amp;uuml;nyasındaki karmaşaları yok etmeye veya dış &amp;uuml;lkelerin ekonomik, sosyal, k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel vs. anlayışlarına g&amp;ouml;re yazılmıştır. &amp;Ouml;rneğin iş d&amp;uuml;nyası savaşlarında Philip Morris&amp;rsquo;in Marlboro sigarasının, R.J.Reynolds&amp;rsquo;u nasıl alt ettiği gibi. Her &amp;uuml;lkenin &amp;ouml;rf&amp;uuml; adeti, karakteristiği, yaşama tarzları, daha geliştirirsek devlet yapılarında dahi b&amp;uuml;y&amp;uuml;k farklılıklar olduğu i&amp;ccedil;in bence &amp;uuml;lkemiz y&amp;ouml;neticilerine hitap edebilecek, bizi anlayan, bizi anlatan bir y&amp;ouml;neticilik kitabından, yeni y&amp;ouml;neticiler yetiştirirken faydalanmak .. ( &lt;a href=&quot;http://tarihcetarih.blogcu.com/mustafa-kemal-atatuk-un-liderlik-sirlari_27357131.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 28 Oct 2008 18:45:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>II- Abdülhamid&amp;#8217;in Yöneticilik Sırları</title>
            <link>http://tarihcetarih.blogcu.com/ii-abdulhamid-in-yoneticilik-sirlari_27356781.html</link>
            <guid>http://tarihcetarih.blogcu.com/ii-abdulhamid-in-yoneticilik-sirlari_27356781.html</guid> 
            <description>&lt;b&gt;G&amp;uuml;n&amp;uuml;     Kurtarma sanatı II- Abd&amp;uuml;lhamid&amp;rsquo;in Y&amp;ouml;neticilik     Sırları&lt;/b&gt;  &lt;b&gt;KİTABIN     YAZARI Adnan NUR BAYKAL&lt;/b&gt;&lt;i&gt;  &lt;br /&gt;YAYINEVİ VE     ADRESİ Sistem Yayıncılık &lt;br /&gt;T&amp;uuml;nel     nergis sok,Sistem Ap. No:4 80050 Beyoğlu/ İSTANBUL BASIM  &lt;br /&gt;   TARİHİ  Kasım 1999 (1nci Baskı) KİTABIN    &lt;br /&gt; YAYIM MAKSADI  Bu kitapta elindeki t&amp;uuml;kenmiş kaynaklarla,&amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;m&amp;uuml; &amp;ccedil;ok zor problemlerin&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;uuml;stesinden gelmeye &amp;ccedil;alışan bir y&amp;ouml;neticinin dramını bulacaksınız. &lt;br /&gt;Y&amp;ouml;neticiler i&amp;ccedil;in yeni bir bakış : &amp;ldquo;Mustafa kemal Atat&amp;uuml;rk&amp;rsquo;&amp;uuml;n liderlik sırları&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;ldquo;Adlı kitapla bu kitap ,&lt;br /&gt;bir liderle bir y&amp;ouml;netici karşılaştırması a&amp;ccedil;ısından bir b&amp;uuml;t&amp;uuml;nl&amp;uuml;k meydana getirmektedir.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;b&gt;KİTABIN &amp;Ouml;ZETİ :&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;K&lt;b&gt;itap iki ana b&amp;ouml;l&amp;uuml;m halinde yazılmıştır :&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;</description>
            <pubDate>Tue, 28 Oct 2008 18:41:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>MİMAR SİNAN EFSANESİ</title>
            <link>http://tarihcetarih.blogcu.com/mimar-sinan-efsanesi_27354031.html</link>
            <guid>http://tarihcetarih.blogcu.com/mimar-sinan-efsanesi_27354031.html</guid> 
            <description>&lt;i&gt;Birka&amp;ccedil; yıl &amp;ouml;nce, S&amp;uuml;leymaniye Camii'sinin yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı anlaşılmış. Eğer &amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;m bulunamazsa, koca cami kısa bir zaman i&amp;ccedil;inde yıkılacakmış. Caminin t&amp;uuml;m taşıyıcı y&amp;uuml;k&amp;uuml; kemerlerindeymiş. Bu kemerlerin ortalarında bulunan kilit taşları zamanla aşınmış. Ama elde yazılı bir proje olmadığı i&amp;ccedil;in nasıl değiştirileceği bilinmiyormuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen T&amp;uuml;rkiye'nin en yetkin m&amp;uuml;hendis ve mimarlarından oluşan bir heyet oluşturulmuş. Ortaya bir s&amp;uuml;r&amp;uuml; fikir atılmış. Her kafadan bir ses &amp;ccedil;ıkmış ama sonu&amp;ccedil; alınamamış. Tartışmalar s&amp;uuml;rerken caminin i&amp;ccedil;inde b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir karmaşa s&amp;uuml;r&amp;uuml;yormuş. &amp;Uuml;lkenin &amp;ccedil;eşitli bilim kuruluşlarından bir s&amp;uuml;r&amp;uuml; mimar, m&amp;uuml;hendis kemerleri inceliyormuş. Bu adamlardan biri ortalarda dolanırken, kazara, gizli bir b&amp;ouml;lme bulmuş. B&amp;ouml;lmede, &amp;uuml;zerinde eski yazı olan bir not varmış. Uzmanlara inceletilen kağıdın orijinal olduğu belgelenmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kağıt par&amp;ccedil;ası bizzat Mimar Sinan'ın imzasını taşıyan bir mektupmuş. Mektupta yazılanlar terc&amp;uuml;me ettirilince ortaya ş&amp;ouml;yle bir metin &amp;ccedil;ıkmış. &quot;Bu notu bulduğunuza g&amp;ouml;re kemerlerden birinin kilit taşı aşındı ve nasıl değiştirileceğini bilmiyorsunuz.&quot; Koca Sinan, kademe kademe, kilit taşının nasıl değiştirileceğini anlatıyormuş. Heyet Sinan'ın s&amp;ouml;ylediklerini aynen yapmış. S&amp;uuml;leymaniye camisi b&amp;ouml;ylelikle kurtarılmış. Bu mektup şu an Topkapı Sarayı'nda saklanıyormuş.&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://tarihcetarih.blogcu.com/mimar-sinan-efsanesi_27354031.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 28 Oct 2008 18:06:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>OĞUZ KAĞAN DESTANI </title>
            <link>http://tarihcetarih.blogcu.com/oguz-kagan-destani_27353961.html</link>
            <guid>http://tarihcetarih.blogcu.com/oguz-kagan-destani_27353961.html</guid> 
            <description>&lt;i&gt;OĞUZ KAĞAN DESTANI &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. OĞUZ DESTANININ &amp;Ouml;ZELLİKLERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski T&amp;uuml;rk tarihinde h&amp;uuml;k&amp;uuml;mdarların doğuşu, efsanelere b&amp;uuml;r&amp;uuml;nd&amp;uuml;r&amp;uuml;lm&amp;uuml;ş ve kutsal bir olay gibi anlatılmışlardı. H&amp;uuml;k&amp;uuml;mdarlar b&amp;ouml;yle kutsallaştırılıp, g&amp;ouml;kten indirilir iken; elbetteki Oğuz-Kağan gibi, b&amp;uuml;t&amp;uuml;n T&amp;uuml;rk kaviminin atası olan kutsal bir kişinin menşeleri de, Tanrıya ve g&amp;ouml;ğe bağlanacaktı. Eski T&amp;uuml;rklere g&amp;ouml;re herşeyi yaratan ve her varlığın sahibi olan tek kutsal şey, g&amp;ouml;kteki biricik Tanrı idi.Aslında g&amp;ouml;ğ&amp;uuml;n kendisi olan Tanrı değildi. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; g&amp;ouml;k de, yer gibi, madd&amp;icirc; birer varlık ve y&amp;uuml;ce Tanrı tarafından yaratılmış, d&amp;uuml;nyanın birer par&amp;ccedil;ası idiler. G&amp;ouml;k, bir tane idi ve d&amp;uuml;nyamızın &amp;uuml;st&amp;uuml;n&amp;uuml;, bir kubbe şeklinde kaplıyordu. Fakat bu kubbenin &amp;uuml;st&amp;uuml;nde, daha bir &amp;ccedil;ok g&amp;ouml;kler vardı. Ayın g&amp;uuml;neşin ve t&amp;uuml;rl&amp;uuml; yıldızlar ile bur&amp;ccedil;ların dolaştıkları, ayrı ayrı g&amp;ouml;kler, uzayın sonsuzluklarını kendi aralarında paylaşıyorlardı. B&amp;uuml;t&amp;uuml;n bunların &amp;uuml;st&amp;uuml;nde, bir g&amp;ouml;k daha vardı ki, bu g&amp;ouml;kte yaratıcı, b&amp;uuml;y&amp;uuml;k ve tek Tanrı oturuyordu. Eski T&amp;uuml;rkler, ğ&amp;ouml;g&amp;uuml;n katlarını &amp;uuml;st &amp;uuml;ste koyma yolu ile saymamışlardı. Fakat sonradan, biraz da dış tesirler sebebi ile g&amp;ouml;kleri, yedi veya dokuz kat olarak tarif etmeğe başladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;Oğuz-Kağan destanına, Uygur &amp;ccedil;ağından sonra, hafif dış tesirler girmeğe başladı&quot;:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rk &amp;ccedil;ağında, eski T&amp;uuml;rk dini ile inan&amp;ccedil;ları, bozulmadan devam etmekte ve gittik&amp;ccedil;e de gelişmekte idi. Uygur devleti kurulup da, yeni bir &amp;ccedil;ok dinler T&amp;uuml;rkler arasına girmeğe başlayınca, durum biraz daha değişti. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; Uygurlar, &amp;ccedil;ok daha &amp;ouml;nceleri &amp;Ccedil;in'in ortalarında gezmişler, ticaret yapmışlar ve bir&amp;ccedil;ok insanlarl.. ( &lt;a href=&quot;http://tarihcetarih.blogcu.com/oguz-kagan-destani_27353961.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 28 Oct 2008 18:05:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>ERGENEKON DESTANI</title>
            <link>http://tarihcetarih.blogcu.com/ergenekon-destani_27353911.html</link>
            <guid>http://tarihcetarih.blogcu.com/ergenekon-destani_27353911.html</guid> 
            <description>&lt;i&gt;&lt;b&gt;ERGENEKON DESTANI &lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ergenekon Destanı, &quot;B&amp;uuml;y&amp;uuml;k T&amp;uuml;rk Destanından bir par&amp;ccedil;adır. T&amp;uuml;rk kavimlerinden G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rkler'i mevzu alır. G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rkler'in menşeini a&amp;ccedil;ıklamak ister. Ergenekon Destanı'nın &amp;ouml;zeti ş&amp;ouml;yledir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;T&amp;uuml;rk illerinde G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rkler'e itaat etmeyen bir yer yoktu. Bunu kıskanan yabancı kavimler birleşerek G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rkler'in &amp;uuml;zerine y&amp;uuml;r&amp;uuml;d&amp;uuml;ler. Maksatları &amp;ouml;&amp;ccedil; almaktı. G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rkler, &amp;ccedil;adırlarını, s&amp;uuml;r&amp;uuml;lerini bir yere topladılar. &amp;Ccedil;evresine hendek kazıp beklediler. D&amp;uuml;şman gelince, vuruşma da başladı. On g&amp;uuml;n vuruştular. G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rkler &amp;uuml;st&amp;uuml;n geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yenilgiden sonra yabancı kavimlerin hanları ve beyleri av yerinde toplanıp konuştular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&quot;G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rkler'e hile yapmazsak akıbet işimiz yaman olur,&quot; dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tan ağarınca, baskına uğramış gibi, ağırlıklarını bırakıp ka&amp;ccedil;tılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rkler, &quot;Bunların vuruşma g&amp;uuml;&amp;ccedil;leri bitti, ka&amp;ccedil;ıyorlar,&quot; deyip arkalarından yetiştiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D&amp;uuml;şman, G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rkler'i g&amp;ouml;r&amp;uuml;nce, birden d&amp;ouml;nd&amp;uuml;. Vuruşma sonunda d&amp;uuml;şman, G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rkler'i gafil avlayıp yendi. G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rkler'i &amp;ouml;ld&amp;uuml;re &amp;ouml;ld&amp;uuml;re &amp;ccedil;adırlarına geldi. &amp;Ccedil;adırlarını ve mallarını &amp;ouml;ylesine yağmaladı ki, bir ev kurtulmadı. B&amp;uuml;y&amp;uuml;klerin hepsini kılı&amp;ccedil;tan ge&amp;ccedil;irdi. K&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;kleri kul edindi. Her d&amp;uuml;şman birini alıp gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G&amp;ouml;kt&amp;uuml;rkler'in başında İl Han vardı. &amp;Ccedil;ocukları &amp;ccedil;oktu. Fakat bu uğursuz vuruşmada bir tanesi hari&amp;ccedil;, hepsi &amp;ouml;ld&amp;uuml;. Kayı adlı bu oğlunu o yıl evlendirmişti. İl Han'ın Dokuz-Oğuz adlı bir de yeğeni vardı. Kayı ile Dokuz-Oğuz d&amp;.. ( &lt;a href=&quot;http://tarihcetarih.blogcu.com/ergenekon-destani_27353911.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 28 Oct 2008 18:04:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>EDEBİYAT VE EDEBİYAT TARİHİ</title>
            <link>http://tarihcetarih.blogcu.com/edebiyat-ve-edebiyat-tarihi_27353511.html</link>
            <guid>http://tarihcetarih.blogcu.com/edebiyat-ve-edebiyat-tarihi_27353511.html</guid> 
            <description>&lt;p align=&quot;center&quot;&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt; 1- EDEBİYAT VE  EDEBİYAT TARİHİ&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt; G&amp;uuml;zel Sanatlar&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;İnsanların alel&amp;acirc;de  duygulardan ve d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncelerden başka bir de bedi&amp;icirc; duygular ve y&amp;uuml;ksek d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nceler  vardır. G&amp;uuml;zel sanatlar dediğimiz bilgi şubeleri bu bedi&amp;icirc; duygulardan ve y&amp;uuml;ksek  d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncelerden doğar. Bedi&amp;icirc; duygu demek g&amp;uuml;zellikler ve iyilikler karşısında  duyulan yahut g&amp;uuml;zellik ve iyilik yaratmak kabiliyetinde olan duygudur. Y&amp;uuml;ksek  d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nce ve de g&amp;uuml;nl&amp;uuml;k d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncelerin &amp;uuml;st&amp;uuml;ne iyiyi, doğruyu, g&amp;uuml;zeli yaratacak olan  d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncedir. Yani bedi&amp;icirc; duygu ve y&amp;uuml;ksek d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nce demek olan insan duygusunun ve  d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncesinin yaratıcı tarafı demektir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; İşte bu bedi&amp;icirc;  duygularla y&amp;uuml;ksek d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncelerin s&amp;ouml;z ve yazı ile ifadesine heykeltıraşlık ve  mimarlık deriz. G&amp;uuml;zel sanatlar bu saydığımız beş bilgi şubesinden yani  edebiyat, musiki, resim, hekeltıraşlık ve mimarlıktan ibarettir. Bununla beraber  diğer sanatlardan bazılarının da g&amp;uuml;zel sanata ka&amp;ccedil;an tarafları vardır. Mesela  marangozluk alel&amp;acirc;de bir sanat olduğu halde marangozluğun ince ve ileri bir şekli  olan oymacılık g&amp;uuml;zel sanatlardan sayılabilir.&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;Edebiyat&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;</description>
            <pubDate>Tue, 28 Oct 2008 18:01:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>EDEBİYAT-TARİH İLİŞKİSİ</title>
            <link>http://tarihcetarih.blogcu.com/edebiyat-tarih-iliskisi_27353221.html</link>
            <guid>http://tarihcetarih.blogcu.com/edebiyat-tarih-iliskisi_27353221.html</guid> 
            <description>&lt;i&gt;İnsanlığın toplumsal, k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel, ekonomik gelişmesini belgelere dayanarak anlatan bilim dalına &amp;ldquo;tarih&amp;rdquo; denir. İnsanın ge&amp;ccedil;mişe karşı duyduğu merakın, yarına ait endişelerinin ve varlığını s&amp;uuml;rd&amp;uuml;rebilmek i&amp;ccedil;in g&amp;ouml;sterdiği &amp;ccedil;abaların bir &amp;uuml;r&amp;uuml;n&amp;uuml; olan tarih, insan topluluklarının yer-zaman g&amp;ouml;stererek hayatını, k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r ve uygarlıklarını anlatır.&lt;/i&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;İnsanı ilgilendiren her şey, tarihin i&amp;ccedil;indedir. Edebiyat tarihi araştırmalarının temeli olan edeb&amp;icirc; eserin konusu da insandır. Her ikisinin ortak noktası ise insanla ilgili ger&amp;ccedil;ekleri vermeye &amp;ccedil;alışmasıdır.&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;Edebiyat tarih&amp;ccedil;isi ve tarih&amp;ccedil;i &amp;ldquo;ge&amp;ccedil;miş&amp;rdquo; &amp;uuml;zerinde &amp;ccedil;alışır; Ama aynı y&amp;ouml;ntemi kullanmakla birlikte, uygulamada birbirlerinden ayrılır. Tarih&amp;ccedil;inin &amp;uuml;zerinde &amp;ccedil;alıştığı ge&amp;ccedil;miş, artık devrini tamamlamış, tarihin malı olmuştur. Edebiyat tarih&amp;ccedil;isinin konusu olan ge&amp;ccedil;miş ise sanat eserleriyle varlığını s&amp;uuml;rd&amp;uuml;rmektedir.&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;Tarih&amp;ccedil;i, kişiler &amp;uuml;zerinde olaylarla ilgisi oranında dururken; edebiyat tarih&amp;ccedil;isi, sanat eserlerini oluşturan belirli kişiler &amp;uuml;zerinde durur.&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;Edebiyat tarih&amp;ccedil;isi, sanat&amp;ccedil;ının &amp;ouml;zelliklerini ve onun incelediği &amp;ccedil;ağın dilini, zevkini, edeb&amp;icirc; karakterini inceler. Bu bağlamda sanat&amp;ccedil;ının &amp;Ouml;zelliklerini ve &amp;ccedil;ağdaşlarından ayrıldığı noktaları saptar. Edeb&amp;icirc; eserlere y&amp;ouml;nelik araştırmalar yapar. Tarih&amp;ccedil;i, incelediği eserlerdeki kişisel g&amp;ouml;r&amp;uuml;şleri bir yana bırakmak zorundayken, edebiyat tarih&amp;ccedil;isi bu b&amp;ouml;l&amp;uuml;mleri değerlendirerek yazarı eserinden hareketle tanımaya &amp;ccedil;alışır. &lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;Tarih&amp;ccedil;i ve e.. ( &lt;a href=&quot;http://tarihcetarih.blogcu.com/edebiyat-tarih-iliskisi_27353221.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 28 Oct 2008 17:57:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İSTANBUL TARİHİ</title>
            <link>http://tarihcetarih.blogcu.com/istanbul-tarihi_27266141.html</link>
            <guid>http://tarihcetarih.blogcu.com/istanbul-tarihi_27266141.html</guid> 
            <description>&lt;table border=&quot;0&quot; cellpadding=&quot;0&quot; cellspacing=&quot;0&quot; width=&quot;100%&quot;&gt;&lt;tr&gt;&lt;td width=&quot;100%&quot;&gt;&lt;table border=&quot;0&quot; cellpadding=&quot;0&quot; cellspacing=&quot;0&quot; width=&quot;100%&quot;&gt;&lt;tr&gt;&lt;td width=&quot;407&quot;&gt;&lt;i&gt;&lt;strong&gt;İSTANBUL TARİHİ&lt;/strong&gt;&lt;/i&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/table&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr&gt;&lt;td background=&quot;images/design/kolon_y_kare.gif&quot; width=&quot;100%&quot;&gt;&lt;i&gt;&lt;img src=&quot;http://www.istanbul.net.tr/images/design/kolon_y_kare.gif&quot; width=&quot;3&quot; height=&quot;1&quot; /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr&gt;&lt;td width=&quot;100%&quot;&gt;&lt;i&gt;&lt;img src=&quot;http://www.istanbul.net.tr/images/resim/ist_19.yuzyil.jpg&quot; align=&quot;left&quot; border=&quot;0&quot; /&gt;İstanbul'un tarihi 300 bin yıl &amp;ouml;nceye kadar uzanır. K&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k&amp;ccedil;ekmece g&amp;ouml;l&amp;uuml; kenarında bulunan Yarımburgaz mağarasında yapılan kazılarda insan k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r&amp;uuml;ne ait ilk izlere rastlanmıştır. Bu d&amp;ouml;nemde g&amp;ouml;l&amp;uuml;n &amp;ccedil;evresinde Neolitik ve Kalkolitik insanların yaşadığı sanılmaktadır. &amp;Ccedil;eşitli d&amp;ouml;nemlerde yapılan kazılarda, Dudullu yakınlarında Alt Paleolitik &amp;Ccedil;ağ'a, Ağa&amp;ccedil;lı yakınlarında ise, Orta Paleolitik &amp;Ccedil;ağ ile &amp;Uuml;st Paleolitik &amp;Ccedil;ağ'a &amp;ouml;zg&amp;uuml; aletlere rastlanmıştır. &lt;/i&gt;&lt;p&gt;&lt;i&gt;M.&amp;Ouml;. 5000 yıllarından itibaren başta Kadık&amp;ouml;y Fikirtepe olmak &amp;uuml;zere &amp;Ccedil;atalca, Dudullu, &amp;Uuml;mraniye, Pendik, Davutpaşa, Kilyos ve Ambarlı'da yoğun bir yerleşimin başladığı sanılmaktadır. Ama bug&amp;uuml;nk&amp;uuml; İstanbul'un temelleri M.&amp;Ouml;. 7. y&amp;uuml;zyılda atılmıştır. M.S. 4. Y&amp;uuml;zyılda İmparator Constantin tarafından yeniden inşa edilip, başkent yapılmış; o g&amp;uuml;nden sonra da yaklaşık 16 asır boyunca Roma, Bizans ve Osmanlı d&amp;ouml;nemlerinde başkentlik sıfatını s&amp;uuml;rd&amp;uuml;rm&amp;uuml;şt&amp;uuml;r. Aynı zamanda, İmparator Constantis ile birlikte Hristiyanlığın merkezlerinden biri olan İstanbul, 1453'te Osmanlılar tarafından fethedildikten sonra M&amp;uuml;sl&amp;uuml;manların en &amp;o.. ( &lt;a href=&quot;http://tarihcetarih.blogcu.com/istanbul-tarihi_27266141.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 27 Oct 2008 20:22:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ÜN KİŞİLİĞİ</title>
            <link>http://tarihcetarih.blogcu.com/mustafa-kemal-ataturk-un-kisiligi_27264021.html</link>
            <guid>http://tarihcetarih.blogcu.com/mustafa-kemal-ataturk-un-kisiligi_27264021.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&lt;i&gt;Nutuk (1927)&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;Geometri (isimsiz yayımlandı) (1937)&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;Takımın Muharebe Talimi (Almanca&amp;rsquo;dan &amp;ccedil;eviri - 1908)&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;T&amp;acirc;biye ve Tatbikat Seyahati (1911)&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;T&amp;acirc;biye Meselesinin Halli ve Emirlerin Sureti Tahririne Dair Nesayih&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;Zabit ve Kumandan ile Hasbihal (1918)&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;Cumalı Ordug&amp;acirc;hı - S&amp;uuml;vari: B&amp;ouml;l&amp;uuml;k, Alay, Liva Talim ve Manevraları (1909)&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;B&amp;ouml;l&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n Muharebe Talimi (Almanca&amp;rsquo;dan &amp;ccedil;eviri - 1912)&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;Vatandaş İ&amp;ccedil;in Medeni Bilgiler (Manevi kızı Afet İnan adıyla yayımlandı) (1930)&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;Atat&amp;uuml;rk&amp;rsquo;&amp;uuml;n ayrıca, 1915-1918 yılları arasında Anafartalar, Doğu Cephesi ve Karlsbad&amp;rsquo;daki hatıralarını yazdığı g&amp;uuml;nl&amp;uuml;kleri de bulunmaktadır.&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;Bunlardan Anafartalar Muharebatı&amp;rsquo;na Ait Tarih&amp;ccedil;e, T&amp;uuml;rk Tarih Kurumu tarafından kitap olarak yayımlanmıştır. 1908-1938 yılları arasında Mustafa Kemal&amp;rsquo;in imza attığı, yazdığı, s&amp;ouml;ylediği kişisel notları dahil her şeyin toplandığı Atat&amp;uuml;rk&amp;rsquo;&amp;uuml;n B&amp;uuml;t&amp;uuml;n Eserleri adlı bir ansiklopedi de Kaynak Yayınları tarafından hazırlanmaktadır.&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://tarihcetarih.blogcu.com/mustafa-kemal-ataturk-un-kisiligi_27264021.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 27 Oct 2008 19:00:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ÜN KİŞİLİĞİ</title>
            <link>http://tarihcetarih.blogcu.com/mustafa-kemal-ataturk-un-kisiligi_27263871.html</link>
            <guid>http://tarihcetarih.blogcu.com/mustafa-kemal-ataturk-un-kisiligi_27263871.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&lt;i&gt;Mustafa Kemal, m&amp;uuml;zik dinlemeyi, kitap okumayı, dans etmeyi, ata binmeyi, u&amp;ccedil;uş seyretmeyi ve y&amp;uuml;zmeyi &amp;ccedil;ok&amp;nbsp;severdi. Rumeli t&amp;uuml;rk&amp;uuml;lerine,&amp;nbsp;zeybek oyunlarına, g&amp;uuml;reşe, ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan keyif alırdı. Sakarya adlı atına ve k&amp;ouml;peği Fox&amp;rsquo;a &amp;ccedil;ok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Temiz ve d&amp;uuml;zenli giyinmeye &amp;ouml;zen g&amp;ouml;sterirdi. Doğayı &amp;ccedil;ok severdi. Sık sık Atat&amp;uuml;rk Orman &amp;Ccedil;iftliği&amp;rsquo;ne gider, modern tarıma ge&amp;ccedil;iş yolunda y&amp;uuml;r&amp;uuml;t&amp;uuml;len &amp;ccedil;alışmalara bizzat katılırdı. İleri derecede Fransızca ve az Almanca biliyordu.&amp;nbsp; Devlet adamlarının, sanat&amp;ccedil;ıların, bilim adamlarının, dostların davet edildiği, &amp;uuml;lke sorunlarının da konuşulduğu akşam yemekleri &amp;Ccedil;ankaya K&amp;ouml;şk&amp;uuml;&amp;rsquo;nde sık rastlanan bir durumdu.&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;Atat&amp;uuml;rk&amp;rsquo;&amp;uuml;n &amp;ccedil;ocuğu olmamıştı, savaş yıllarından başlayarak bir&amp;ccedil;ok &amp;ccedil;ocuğun hamiliğini &amp;uuml;stlenmiş, bir&amp;ccedil;oğunu da evlat edinmişti. Atat&amp;uuml;rk&amp;rsquo;&amp;uuml;n manevi evlatları, Afet İnan, Sabiha G&amp;ouml;k&amp;ccedil;en, &amp;Uuml;lk&amp;uuml; Adatepe, Nebile Hanım, Rukiye Erkin, Zehra Aylin, Sığırtma&amp;ccedil; Mustafa, Abdurrahim Tuncak, İhsan&amp;rsquo;dır.&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;İzmir&amp;rsquo;e girerken Yunan komutanının T&amp;uuml;rk bayrağını &amp;ccedil;iğnemesine ithafen, İzmir&amp;rsquo;de Yunanları bozguna uğrattıktan sonra basması i&amp;ccedil;in &amp;ouml;n&amp;uuml;ne serilen Yunan bayrağını yerden alması bilinen bir olaydır.&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://tarihcetarih.blogcu.com/mustafa-kemal-ataturk-un-kisiligi_27263871.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 27 Oct 2008 19:58:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>MUSTAFA KEMAL ATAÜRK İÇİN SÖYLENENLER</title>
            <link>http://tarihcetarih.blogcu.com/mustafa-kemal-ataurk-icin-soylenenler_27263811.html</link>
            <guid>http://tarihcetarih.blogcu.com/mustafa-kemal-ataurk-icin-soylenenler_27263811.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&lt;i&gt;&lt;strong&gt;AMERİKA&lt;/strong&gt; &lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;&lt;i&gt;Atat&amp;uuml;rk bu y&amp;uuml;zyılın b&amp;uuml;y&amp;uuml;k insanlarından birinin tarihi başarılarını, T&amp;uuml;rk halkına ilham veren liderliğini, modern d&amp;uuml;nyanın ileri g&amp;ouml;r&amp;uuml;şl&amp;uuml; anlayışını ve bir askeri lider olarak kudret ve y&amp;uuml;ksek cesaretini hatırlatmaktadır. &amp;Ccedil;&amp;ouml;k&amp;uuml;nt&amp;uuml; halinde bulunan bir imparatorluktan &amp;ouml;zg&amp;uuml;r T&amp;uuml;rkiye&amp;rsquo;nin doğması, yeni T&amp;uuml;rkiye&amp;rsquo;nin &amp;ouml;zg&amp;uuml;rl&amp;uuml;k ve bağımsızlığını şerefli bir şekilde ilan etmesi ve o zamandan beri koruması, Atat&amp;uuml;rk&amp;rsquo;&amp;uuml;n T&amp;uuml;rk halkının işidir. Ş&amp;uuml;phesiz ki, T&amp;uuml;rkiye&amp;rsquo;de giriştiği derin ve geniş inkilaplar kadar bir kitlenin kendisine olan g&amp;uuml;venini daha başarı ile g&amp;ouml;steren bir &amp;ouml;rnek yoktur.&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;John F. KENNEDY (A.B.D. Başkanı, 10 Kasım 1963)&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;Benim &amp;uuml;z&amp;uuml;nt&amp;uuml;m, bu adamla tanışmak hususundaki şiddetli arzumun ger&amp;ccedil;ekleşmesine artık imkan kalmamış olmasıdır.&lt;br /&gt; Franklin D. ROOSEVELT (A.B.D. Başkanı, 10 Kasim 1963)&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;Asker-devlet adamı, &amp;ccedil;ağımızın en b&amp;uuml;y&amp;uuml;k liderlerinden biri idi. Kendisi, T&amp;uuml;rkiye&amp;rsquo;nin, d&amp;uuml;nyanın en ileri memleketleri arasında hak ettiği yeri almasını sağlamıştır. Keza O, T&amp;uuml;rklere, bir milletin b&amp;uuml;y&amp;uuml;kl&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n&amp;uuml;n temel taşını teşkil eden, kendine g&amp;uuml;venme ve dayanma duygusunu vermiştir.&lt;br /&gt; General Mc ARTHUR&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;Sovyet Rusya Hariciye Nazırı Litvinof ile g&amp;ouml;r&amp;uuml;ş&amp;uuml;rken kendisine onun fikrince b&amp;uuml;t&amp;uuml;n Avrupa&amp;rsquo;nın en kıymetli ve en ziyade dikkate değer devlet adamının kim olduğunu sordum. Bana Avrupa&amp;rsquo;nın en kıymetli devlet adam.. ( &lt;a href=&quot;http://tarihcetarih.blogcu.com/mustafa-kemal-ataurk-icin-soylenenler_27263811.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 27 Oct 2008 19:56:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>MUSTAFA KEMAL ATATÜRK 'ÜN SON YILLARI VE ÖLÜMÜ</title>
            <link>http://tarihcetarih.blogcu.com/mustafa-kemal-ataturk-un-son-yillari-ve-olumu_27263591.html</link>
            <guid>http://tarihcetarih.blogcu.com/mustafa-kemal-ataturk-un-son-yillari-ve-olumu_27263591.html</guid> 
            <description>&lt;b&gt;MUSTAFA KEMAL ATAT&amp;Uuml;RK '&amp;Uuml;N SON YILLARI VE &amp;Ouml;L&amp;Uuml;M&amp;Uuml;&lt;/b&gt;&lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;&lt;i&gt;Mustafa Kemal Atat&amp;uuml;rk&amp;rsquo;&amp;uuml;n ilk hastalık belirtisi 1937&amp;prime;de ortaya &amp;ccedil;ıktı. 1938 yılı başlarında Yalova&amp;rsquo;da bulunduğu sırada, cidd&amp;icirc; olarak hastalandı. Buradaki tedavi olumlu sonu&amp;ccedil; verdi. Fakat tamamen iyileşmeden Ankara&amp;rsquo;ya yaptığı yorucu yolculuk, hastalığının artmasına sebep oldu. Bu tarihlerde Hatay sorununun g&amp;uuml;ndemde olması da onu yormaktaydı. Hasta olmasına rağmen, Mersin ve Adana&amp;rsquo;ya geziye &amp;ccedil;ıktı. Kızgın g&amp;uuml;neş altında asker&amp;icirc; birliklerimizi teftiş edip tatbikat yaptıran Atat&amp;uuml;rk, &amp;ccedil;ok yorgun d&amp;uuml;şt&amp;uuml;. &amp;Uuml;lk&amp;uuml; edindiği mill&amp;icirc; dava uğruna kendi sağlığını hi&amp;ccedil;e saydı. G&amp;uuml;ney seyahati hastalığının artmasına sebep oldu. 26 Mayıs&amp;rsquo;ta Ankara&amp;rsquo;ya d&amp;ouml;nd&amp;uuml;kten sonra tedavi ve istirahat i&amp;ccedil;in İstanbul&amp;rsquo;a gitti. Doktorlar tarafından, siroz hastalığı teşhisi kondu. &lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;&lt;i&gt;Deniz havası iyi geldiği i&amp;ccedil;in, Savarona Yatı&amp;rsquo;nda bir s&amp;uuml;re dinlendi. Bu durumda bile &amp;uuml;lke sorunlarıyla ilgilenmeye devam etti. İstanbul&amp;rsquo;a gelen Romanya kralı ile g&amp;ouml;r&amp;uuml;şt&amp;uuml;. Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. 4 Temmuz 1938&amp;prime;de Hatay Antlaşması&amp;rsquo;nın y&amp;uuml;r&amp;uuml;rl&amp;uuml;ğe girmesi Atat&amp;uuml;rk&amp;rsquo;&amp;uuml; &amp;ccedil;ok sevindirip moralini d&amp;uuml;zeltti. Temmuz sonlarına kadar Savarona&amp;rsquo;da kalan Atat&amp;uuml;rk&amp;rsquo;&amp;uuml;n hastalığı ağırlaşınca Dolmabah&amp;ccedil;e Sarayı&amp;rsquo;na nakledildi. Fakat hastalığı durmadan ilerliyordu. O&amp;rsquo;nun hastalığını duyan T&amp;uuml;rk halkı, .. ( &lt;a href=&quot;http://tarihcetarih.blogcu.com/mustafa-kemal-ataturk-un-son-yillari-ve-olumu_27263591.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 27 Oct 2008 19:54:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN ASKERLİK HAYATI</title>
            <link>http://tarihcetarih.blogcu.com/mustafa-kemal-ataturk-un-askerlik-hayati_27263481.html</link>
            <guid>http://tarihcetarih.blogcu.com/mustafa-kemal-ataturk-un-askerlik-hayati_27263481.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; MUSTAFA KEMAL ATAT&amp;Uuml;RK'&amp;Uuml;N ASKERLİK HAYATI&lt;/b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;i&gt;Ankara&amp;rsquo;da 23 Nisan 1920&amp;prime;de TBMM&amp;rsquo;nin a&amp;ccedil;ılmasıyla T&amp;uuml;rkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. TBMM&amp;rsquo;nin T&amp;uuml;rk Kurtuluş Savaşı&amp;rsquo;nı başarıyla y&amp;ouml;netmesi, yeni T&amp;uuml;rk devletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922&amp;prime;de hil&amp;acirc;fet ve saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı. B&amp;ouml;ylece Osmanlı İmparatorluğu&amp;rsquo;yla y&amp;ouml;netim bağları koparıldı. 29 Ekim 1923&amp;prime;te Cumhuriyet idaresi kabul edildi, Atat&amp;uuml;rk oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı se&amp;ccedil;ildi. İsmet İn&amp;ouml;n&amp;uuml; tarafından 30 Ekim 1923&amp;prime;te Cumhuriyet&amp;rsquo;in ilk h&amp;uuml;k&amp;uuml;meti kuruldu. T&amp;uuml;rkiye Cumhuriyeti, &amp;ldquo;Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir&amp;rdquo; ve &amp;ldquo;Yurtta barış cihanda barış&amp;rdquo; temelleri &amp;uuml;zerinde y&amp;uuml;kselmeye başladı.&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;24 Kasım 1934&amp;prime;te Soyadı Kanunu gereğince TBMM tarafından Mustafa Kemal&amp;rsquo;e &amp;ldquo;Atat&amp;uuml;rk&amp;rdquo; soyadı verildi.&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Mustafa Kemal Atat&amp;uuml;rk, 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde TBMM Başkanlığına se&amp;ccedil;ildi. Bu başkanlık g&amp;ouml;revi, Devlet-H&amp;uuml;k&amp;uuml;met Başkanlığı d&amp;uuml;zeyindeydi. 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet ilan edildi .. ( &lt;a href=&quot;http://tarihcetarih.blogcu.com/mustafa-kemal-ataturk-un-askerlik-hayati_27263481.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 27 Oct 2008 19:52:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>ATATÜRK'ÜN  ÇOCUKLUK YILLARI</title>
            <link>http://tarihcetarih.blogcu.com/ataturk-un-cocukluk-yillari_27263241.html</link>
            <guid>http://tarihcetarih.blogcu.com/ataturk-un-cocukluk-yillari_27263241.html</guid> 
            <description>&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; ATAT&amp;Uuml;RK'&amp;Uuml;N&amp;nbsp; &amp;Ccedil;OCUKLUK YILLARI&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;&lt;i&gt;Mustafa Kemal, 1881 yılında Sel&amp;acirc;nik&amp;rsquo;te Kocakasım Mahallesii&amp;rsquo;ndeki &amp;uuml;&amp;ccedil; katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Z&amp;uuml;beyde Hanım&amp;rsquo;dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. y&amp;uuml;zyıllarda Konya ve Aydın&amp;rsquo;dan Makedonya&amp;rsquo;ya yerleştirilmiş Kocacık Y&amp;ouml;r&amp;uuml;klerindendir. Annesi Z&amp;uuml;beyde Hanım ise Sel&amp;acirc;nik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir T&amp;uuml;rk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Z&amp;uuml;beyde Hanım&amp;rsquo;la evlendi. Atat&amp;uuml;rk&amp;rsquo;&amp;uuml;n beş kardeşinden d&amp;ouml;rd&amp;uuml; k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k yaşlarda &amp;ouml;ld&amp;uuml;, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p align=&quot;justify&quot;&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Mustafa &amp;ouml;ğrenim &amp;ccedil;ağına gelince Hafız Mehmet Efendi&amp;rsquo;nin mahalle mektebinde &amp;ouml;ğrenim g&amp;ouml;rmeye başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi&amp;rsquo;ne ge&amp;ccedil;ti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir s&amp;uuml;re Rapla &amp;Ccedil;iftliği&amp;rsquo;nde dayısının yanında kaldıktan sonra Sel&amp;acirc;nik&amp;rsquo;e gidip okulunu bitirdi. Sel&amp;acirc;nik M&amp;uuml;lkiye R&amp;uuml;ştiyesi&amp;rsquo;ne kaydoldu. Kısa bir s&amp;uuml;re sonra 1893 yılında Askeri R&amp;uuml;ştiye&amp;rsquo;ye girdi. Bu okulda Matematik &amp;ouml;ğretmeni Mustafa B.. ( &lt;a href=&quot;http://tarihcetarih.blogcu.com/ataturk-un-cocukluk-yillari_27263241.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 27 Oct 2008 19:48:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>TÜRK EDEBİYATINDA DÖNEMLER</title>
            <link>http://tarihcetarih.blogcu.com/turk-edebiyatinda-donemler_27197501.html</link>
            <guid>http://tarihcetarih.blogcu.com/turk-edebiyatinda-donemler_27197501.html</guid> 
            <description>&lt;ol type=&quot;1&quot;&gt;&lt;li&gt; &lt;i&gt; &lt;b&gt;İSLAMİYETTEN &amp;Ouml;NCEKİ T&amp;Uuml;RK EDEBİYATI&lt;/b&gt; &lt;/i&gt; &lt;/li&gt;&lt;/ol&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;a)&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; S&amp;ouml;zl&amp;uuml; Edebiyat D&amp;ouml;nemi&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;b)&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Yazılı Edebiyet D&amp;ouml;nemi&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;ol start=&quot;2&quot; type=&quot;1&quot;&gt;&lt;li&gt; &lt;i&gt; &lt;b&gt;İSLAMİYETİN ETKİSİNDEKİ T&amp;Uuml;RK EDEBİYATI&lt;/b&gt; &lt;/i&gt; &lt;/li&gt;&lt;/ol&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;a)&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Divan Edebiyatı&lt;/i&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;i&gt;b)</description>
            <pubDate>Mon, 27 Oct 2008 00:09:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>..::IV.MURAT'IN BAĞDAT SEFERİ::..</title>
            <link>http://tarihcetarih.blogcu.com/iv-murat-in-bagdat-seferi_27197101.html</link>
            <guid>http://tarihcetarih.blogcu.com/iv-murat-in-bagdat-seferi_27197101.html</guid> 
            <description>&lt;i&gt;&lt;b&gt;Kısaca Sefer :&lt;/b&gt; Sefer sırasında Anadoludaki asiler ve eşkıyalar temizlendi. Bağdat alındı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/i&gt;&lt;b&gt;NOT: IV.Murat bu seferde devlet adamları ve askerler &amp;uuml;zerinde otorite kurmak i&amp;ccedil;in hata yapanları şiddetle cezalandırmıştır &lt;/b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;b&gt;Sonucu:&lt;/b&gt;İran&amp;rsquo;ın isteği ile KASR-I ŞİRİN ANTLAŞMASI (1639) imzalandı: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;b&gt;Maddeleri: &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 1- Azerbaycan ve Revan, İrana bırakıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 2- Bağdat ,Musul ve Diyarbakır Osmanlılara kaldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 3- Zağros Dağları iki devlet arasında sınır olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;b&gt;&amp;Ouml;nemi: &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 1) Bu antlaşma ile bug&amp;uuml;nk&amp;uuml; T&amp;uuml;rkiye-İran sınırı b&amp;uuml;y&amp;uuml;k &amp;ouml;l&amp;ccedil;&amp;uuml;de belirlenmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 2) Azerbaycan T&amp;uuml;rkleri ile Anadolu T&amp;uuml;rkleri arasındaki bağ koptu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 3) Duraklama Devri İran savaşları sona erdi &lt;br /&gt;&lt;/i&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://tarihcetarih.blogcu.com/iv-murat-in-bagdat-seferi_27197101.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 27 Oct 2008 00:05:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>II.ci dunya savasındaki atom bombasi ile ilgili olarak ise</title>
            <link>http://tarihcetarih.blogcu.com/ii-ci-dunya-savasindaki-atom-bombasi-ile-ilgili-olarak-ise_27196851.html</link>
            <guid>http://tarihcetarih.blogcu.com/ii-ci-dunya-savasindaki-atom-bombasi-ile-ilgili-olarak-ise_27196851.html</guid> 
            <description>
&amp;amp;lt;!--
 /* Style Definitions */
 p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal
	{mso-style-parent:&quot;&quot;;
	margin:0cm;
	margin-bottom:.0001pt;
	mso-pagination:widow-orphan;
	font-size:12.0pt;
	font-family:&quot;Times New Roman&quot;;
	mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;}
@page Section1
	{size:595.3pt 841.9pt;
	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt;
	mso-header-margin:35.4pt;
	mso-footer-margin:35.4pt;
	mso-paper-source:0;}
div.Section1
	{page:Section1;}
--&amp;amp;gt;
</description>
            <pubDate>Mon, 27 Oct 2008 00:03:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Sehzade mustafanın oLduruLmesi</title>
            <link>http://tarihcetarih.blogcu.com/sehzade-mustafanin-oldurulmesi_27196811.html</link>
            <guid>http://tarihcetarih.blogcu.com/sehzade-mustafanin-oldurulmesi_27196811.html</guid> 
            <description>
&amp;amp;lt;!--
 /* Style Definitions */
 p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal
	{mso-style-parent:&quot;&quot;;
	margin:0cm;
	margin-bottom:.0001pt;
	mso-pagination:widow-orphan;
	font-size:12.0pt;
	font-family:&quot;Times New Roman&quot;;
	mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;}
@page Section1
	{size:612.0pt 792.0pt;
	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt;
	mso-header-margin:35.4pt;
	mso-footer-margin:35.4pt;
	mso-paper-source:0;}
div.Section1
	{page:Section1;}
--&amp;amp;gt;
</description>
            <pubDate>Mon, 27 Oct 2008 00:01:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>IV. MURAT'IN BAĞDAT SEFERİ</title>
            <link>http://tarihcetarih.blogcu.com/iv-murat-in-bagdat-seferi_27196761.html</link>
            <guid>http://tarihcetarih.blogcu.com/iv-murat-in-bagdat-seferi_27196761.html</guid> 
            <description>&lt;i&gt;&lt;b&gt;Sebebi &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 1) Osmanlı ordusunun geri d&amp;ouml;nmesinden sonra, İranlılar, Revanı geri alması &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 2) IV.Murat İran sorununa kesin bir &amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;m bulmak istemesi , &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 3) İranın Revanı geri alması &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Şah I. Safi, Revanı geri almasına rağmen, İstanbula el&amp;ccedil;i g&amp;ouml;ndererek barış istedi. IV. Murat, el&amp;ccedil;iyi kabul etmedi. Yeniden sefere &amp;ccedil;ıkan IV. Murat, Halep ve Musul &amp;uuml;zerinden Bağdata ulaştı ve kenti ele ge&amp;ccedil;irdi (1638). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kısaca Sefer : Sefer sırasında Anadoludaki asiler ve eşkıyalar temizlendi. Bağdat alındı. &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;NOT: IV.Murat bu seferde devlet adamları ve askerler &amp;uuml;zerinde otorite kurmak i&amp;ccedil;in hata yapanları şiddetle cezalandırmıştır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Sonucu:İran&amp;rsquo;ın isteği ile KASR-I ŞİRİN ANTLAŞMASI (1639) imzalandı: &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Maddeleri: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 1- Azerbaycan ve Revan, İrana bırakıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 2- Bağdat ,Musul ve Diyarbakır Osmanlılara kaldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 3- Zağros Dağları iki devlet arasında sınır olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &amp;Ouml;nemi: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 1) Bu antlaşma ile bug&amp;uuml;nk&amp;uuml; T&amp;uuml;rkiye-İran sınırı b&amp;uuml;y&amp;uuml;k &amp;ouml;l&amp;ccedil;&amp;uuml;de belirlenmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 2) Azerbaycan T&amp;uuml;rkleri ile Anadolu T&amp;uuml;rkleri arasındaki bağ koptu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; 3) Duraklama Devri İran savaşları sona erdi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; IV. murat duraklama donemi padisahLarindandi &lt;br /&gt;&lt;b&gt;BAĞDAT SEFERİ (1638):&lt;/b&gt;&lt;br /&gt; Sebebi: İranın Revanı geri alması&lt;br /&gt; Sefer : Sefer sırasında Anadoludaki asiler ve eşkiyalar temizlendi. Bağdat alındı.&lt;br /&gt; Sonucu: KASR-I ŞİRİN ANTLAŞMASI imzalandı.(1639)&lt;br /&gt; Maddeleri:1- Bağdat ve Musul Osmanlılara kaldı.&lt;br /&gt; 2-T&amp;uuml;rk-İran sınırı bug&amp;uuml;nk&amp;uuml; şekliyle &amp;ccedil;izildi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://tarihcetarih.blogcu.com/iv-murat-in-bagdat-seferi_27196761.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 26 Oct 2008 23:00:00 +0200</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://tarihcetarih.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>