..::IV.MURAT'IN BAĞDAT SEFERİ::..


27/10/2008 · Kategori: Tarihsel Olaylar

Kısaca Sefer : Sefer sırasında Anadoludaki asiler ve eşkıyalar temizlendi. Bağdat alındı.

NOT: IV.Murat bu seferde devlet adamları ve askerler üzerinde otorite kurmak için hata yapanları şiddetle cezalandırmıştır

Sonucu:İran’ın isteği ile KASR-I ŞİRİN ANTLAŞMASI (1639) imzalandı:

Maddeleri:

1- Azerbaycan ve Revan, İrana bırakıldı.

2- Bağdat ,Musul ve Diyarbakır Osmanlılara kaldı.

3- Zağros Dağları iki devlet arasında sınır olacak.

Önemi:

1) Bu antlaşma ile bugünkü Türkiye-İran sınırı büyük ölçüde belirlenmiştir.

2) Azerbaycan Türkleri ile Anadolu Türkleri arasındaki bağ koptu.

3) Duraklama Devri İran savaşları sona erdi

Yorum (yok) Yorum yaz!

II.ci dunya savasındaki atom bombasi ile ilgili olarak ise


27/10/2008 · Kategori: Tarihsel Olaylar

II.ci dunya savasındaki atom bombasi ile ilgili olarak ise

II. Dünya Savaşı, 20. yüzyılın iki topyekün savaşından ikincisidir. Altı yıl boyunca, dünyanın çeşitli bölgelerinde süren kesintisiz savaşlarla süregiden II. Dünya Savaşı, Alman ordularının Polonyaya saldırıdığı 1 Eylül 1939da başlamış kabul edilir. Ne var ki birbirinden kopuk görünseler de bu tarihte önceki çatışmalar da, savaşta birincil rol oynayan tarafların stratejik hedefleri arasında yer aldığından, savaşın başlangıcı tarihsel olarak daha gerilerden başlamaktadır.

__________________

Yorum (yok) Yorum yaz!

Sehzade mustafanın oLduruLmesi


27/10/2008 · Kategori: Tarihsel Olaylar

Sehzade mustafanın oLduruLmesi ise

Devlet idaresinde ilk defa kadın nü*fuzu, Kanuni’nin eşi Hürrem Haseki Sul*tan ile girmiş ve son derece zarar vermiş*tir. Kanuni döneminde en liyakatli Veliaht-Şehzade olan, devlet adamları ile halk ve ordu tarafından çok sevilen Şehzade Mus*tafa’nın idamı, büyük bir hukuki haksızlık olduğu gibi devletin istikbali için de çok uğursuz bir olay olmuştur. Kanuni’nin (kızı Mihrimah Sultan’ın kocası) damadı Hırvat asıllı Rüstem Paşa ile (Ukrayna’da bir bölge olan) Rutenya’lı bir papazın kızı olup 9-10 yaşında esir alınan eşi Hürrem Sultan’ın (Aleksandra Lisovska) entri*kaları ve padişahı uzun yıllar içinde ya*nıltmaları ve inandırmaları sonucunda; devlet, bürokrasi, ordu ve toplum içinde sosyo-psikolojik yönden derin etkileri olan, devletin yıkılışının başlangıcı sayılabilecek hatalı eylem ve davranışlar meydana gel*miştir Şehzade Mustafa nın olduruLmesi iLe..

Yorum (yok) Yorum yaz!

IV. MURAT'IN BAĞDAT SEFERİ


26/10/2008 · Kategori: Tarihsel Olaylar

Sebebi

1) Osmanlı ordusunun geri dönmesinden sonra, İranlılar, Revanı geri alması

2) IV.Murat İran sorununa kesin bir çözüm bulmak istemesi ,

3) İranın Revanı geri alması

Şah I. Safi, Revanı geri almasına rağmen, İstanbula elçi göndererek barış istedi. IV. Murat, elçiyi kabul etmedi. Yeniden sefere çıkan IV. Murat, Halep ve Musul üzerinden Bağdata ulaştı ve kenti ele geçirdi (1638).

Kısaca Sefer : Sefer sırasında Anadoludaki asiler ve eşkıyalar temizlendi. Bağdat alındı.

NOT: IV.Murat bu seferde devlet adamları ve askerler üzerinde otorite kurmak için hata yapanları şiddetle cezalandırmıştır

Sonucu:İran’ın isteği ile KASR-I ŞİRİN ANTLAŞMASI (1639) imzalandı:


Maddeleri:

1- Azerbaycan ve Revan, İrana bırakıldı.

2- Bağdat ,Musul ve Diyarbakır Osmanlılara kaldı.

3- Zağros Dağları iki devlet arasında sınır olacak.

Önemi:

1) Bu antlaşma ile bugünkü Türkiye-İran sınırı büyük ölçüde belirlenmiştir.

2) Azerbaycan Türkleri ile Anadolu Türkleri arasındaki bağ koptu.

3) Duraklama Devri İran savaşları sona erdi


IV. murat duraklama donemi padisahLarindandi
BAĞDAT SEFERİ (1638):
Sebebi: İranın Revanı geri alması
Sefer : Sefer sırasında Anadoludaki asiler ve eşkiyalar temizlendi. Bağdat alındı.
Sonucu: KASR-I ŞİRİN ANTLAŞMASI imzalandı.(1639)
Maddeleri:1- Bağdat ve Musul Osmanlılara kaldı.
2-Türk-İran sınırı bugünkü şekliyle çizildi

Yorum (yok) Yorum yaz!

DumLupınar Denizaltısının Hazin Macerası


25/10/2008 · Kategori: Tarihsel Olaylar

 Yıl 1953, günlerden 4 Nisan... Sabahın ilk ışıklarında Eceabat ve Nara kıyıları şiddetli bir çarpışmanın gürültüsüyle sarsıldı. Bu sarsıntı, güneşle birlikte tüm Türkiye'yi saracaktı. Naraburnu açıklarında Naboland adlı İsveç şilebi ile çarpışarak Çanakkale Boğazı'nın sularına gömülen Dumlupınar denizaltısında şehit olan 81 Türk Denizcisi tarihin sayfalarına ve Türk Milleti'nin kalbine şu sözlerle kazınacaktı: "Vatan sağolsun!"

Akdeniz'de yapılan NATO tatbikatına katılan 1. İnönü ve Dumlupınar denizaltı gemileri, manevraların ardından Gölcük'e dönmek üzere yola çıktılar. 3 Nisan'ı 4 Nisan'a bağlayan gece Çanakkale Boğazı'na giriş yapan iki denizaltı gemisi, olacaklardan habersiz eve dönüyordu. Sakin geçen yolculuk saat 02.10 sularında Dumlupınar için son buldu.

Dumlupınar, Naraburnu açıklarına yaklaşırken geminin güvertesinde Süvari Kıdemli Yüzbaşı Sabri Çelebioğlu, Üsteğmen Kemal Ünver, Üsteğmen Hüseyin Yumuk, Astsubay Hüseyin Akış ve Astsubay Hüseyin İnkaya bulunuyordu.

Ancak Çanakkale Boğazı'nın sularında sessiz sedasız ilerleyen tek gemi Dumlupınar değildi. İstanbul yönünden gelen İsveç Bandıralı "Naboland" şilebi de aynı dakikalarda Naraburnu açıklarına gelmişti. Kaptanlığını Oscar Lorentzon'un yaptığı Naboland ile Dumlupınar, birkaç dakika sonra korkunç bir gürültüyle çarpışacak ve bu çarpışma Eceabat sahilinde dahi duyulacaktı.

Astsubay Hüseyin İnkaya, nöbetçi olmamasına karşın vardiya dışı görevine devam ediyordu. Nara önlerine gelinirken rotada dikkatini çeken değişiklik üzerine köprü üstüne çıktı. Tam bu sırada güvertede bulunan sekiz kişi, ne olduğunu anlayamadan suya yuvarlandı.

Naboland, Dumlupınar'a tam baş tarafından bindirmişti. Çarpışmanın gürültüsü Eceabat Limanı'nda demirlemiş olan gemilerce de duyuldu. Darbenin şiddetine dayanamayan Dumlupınar, birkaç saniye içinde Çanakkale Boğazı'nın karanlık ve soğuk sularına gömüldü.

Denizaltının tüm elektriği kesilmişti. Gemilerinin baş taraftan itibaren su aldığını gören denizciler hızla kıç torpido dairesine doğru harekete geçti. Kıç torpidoya varana kadar da arkadaşlarının birçoğunu kaybettiler. Dumlupınar batarken sadece 22 denizci de kıç torpido dairesine ulaşmayı başarmıştı. Dumlupınar ilk şehitlerini böylelikle vermiş oldu.

Aynı gece Eceabat Limanı'nda demirli bulunan Gümrük motorundaki personel, acil olarak kaza mahaline çağırıldı. Gümrük motoru, Naboland'dan atılan tahlisiye sandallarına çıkmış ve can yeleklerine sarılmış Dumlupınar mürettebatını görerek motora aldı ve Çanakkale'de hastaneye ulaştırdı.

Gün ağarmıştı. Balıkçı tekneleri, Dumlupınar'ın batarken su yüzüne fırlattığı haberleşme şamandırasını gördü. Gümrük motorunun ikinci çarkçısı Selim Yoludüz şamandıraya uzandı ve üzerindeki yazıyı okudu:

"Deniz Kuvvetlerine bağlı Dumlupınar Denizaltısı burada battı. Kapağı açın ve denizaltıyla irtibat kurun."

Yoludüz kapağı açtı, şamandıranın içindeki ahizeyi kaldırdı ve ümitle "Alo" dedi.

Telefondaki ses, "Buyrun, ben Astsubay Selami" dedi.

Beklediği karşılığı alan Selim Yoludüz, Astsubay Selami'ye ne durumda olduklarını sordu. Astsubay Selami, geminin 15 derece sancak yönünde yatık ve elektriğin kesik olduğunu, 22 kişi olarak kıç torpido dairesine girebildiklerini söyledi.

Selim Yoludüz, "Endişelenmeyin. Kurtaran yolda. Sizi oradan çıkaracağız" dedi. Astsubay Selami'nin cevabı, Selim Yoludüz'ün kulağına ve kalbine işledi:

"Ailelerimize selam söylüyoruz. Bizi kurtaracağınızdan eminiz. Vatan sağolsun..."

Bu, Astsubay Selami'nin boğazın yüzeyindekilerle yaptığı ilk konuşma oldu. Saat 11:00 sularında olay mahaline gelen Kurtaran gemisinin tüm çabaları sonuçsuz kaldı. Bir süre sonra bir konuşma daha yapmak için şamandıranın başına gidildi ve ahize kaldırıldı. Ahizenin diğer ucundan sadece dualar, ezan sesleri ve iniltiler geliyordu. Saat 15:00 sularında ise muhabere şamandırasını tutan telefon kablosu koptu. Bir daha Dumlupınar mürettebatından haber alınamadı.

ALLAH ŞEHİTLERİMİZİN  RUHUNU ŞAD ETSİN

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::